Zeytin ağaçlarının madenlere, inşaatlara, nükleer santrallere kurban gittiği günleri yaşıyoruz. 40 bin zeytin ağacının bu nedenlerle kesileceği iddia ediliyor. Yırca’da kesilen 6 bin 600 küsur ağacın acısı hala yüreğimizde.

Türkiye dünyada en önemli zeytin ve zeytinyağ üreticileri arasında ilk beşte yer alıyor. Ancak zeytinin, zeytinyağının değerini anlamış değil. Kişi başı tüketim 2 kiloyu bir türlü geçmiyor. Kendi markalarımızla ihracat ise yok denecek kadar az.

Dünyadaki zeytin çeşitleri 1000’in üzerinde. Türkiye’de ise tescil edilen 88 adet zeytin çeşidi var. Bunların ise sadece yüzde 10’u ekonomik değer taşıyor.

Nar Gourmet, kendi markasıyla dünyaya zeytinyağ satmayı hedeflemiş ve bunun için ciddi çaba harcayan butik zeytinyağı üreticisi bir şirket. Sektöre katkı için çok ilginç ve önemli bir proje başlatmış. Bunun için önceki akşam Cağaloğlu’nda eski Milliyet Gazetesi binasında yer alan Nar Lokanta’da Genel Müdür Samir Bayraktar’la bir araya geldik.

İtalyan tadım uzmanı Gino Celetti’nin verdiği tüyolarla, Anadolu’nun güneyinden, batısına kadar çeşitli bölgelerin zeytinyağlarının tadımını yaparken, bir yandan da projeyi dinledik.

Projenin adı “Anadolu Zeytinyağları Projesi.” Sanayi Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin destek verdiği projenin hedefi, zeytinin anavatanı Anadolu’nun gen kaynaklarını açığa çıkarmak. Bu türlerin uluslararası literatürde yer edinmesini sağlamak.

Proje kapsamında, bir TIR hazırlanmış ve içine İtalya’da özel olarak üretilen zeytinyağı sıkım makinesi yerleştirilmiş. Yani TIR’ın içine kurulan fabrika, tarlaya taşınıyor. Böylece Mardin, Hatay, Manisa, Mersin, Antalya, Ayvalık’taki yöresel çeşitlere ait meyveler, kendi ekolojisinde hasat ediliyor. Zeytinler iki saat içinde işleniyor.

Genel Müdür Samir Bayraktar, Mobil Zeytinyağı İşleme Tesisi ile amaçlarının bugüne kadar gerçek değeri bilinmeyen ve sadece yerel pazarlarda değerlendirilen yerel zeytin çeşitlerinden kusursuz natürel sızma zeytinyağı elde etmek olduğunu söylüyor.

Bayraktar, proje için TIR ile Türkiye çapında 4 bin 100 km yol kat etmiş. Artvin’den Mardin’e, Ayvalık’tan Tekirdağ’a kadar uzun yolculuklar yapmış. Mardin’de tek kelime Türkçe konuşmayan zeytin üreticisinden, Tekirdağ’da Balkan muhaciri üreticilere kadar farklı insanlarla tanıştığını anlatıyor.

Zeytin ve zeytinyağ üretiminde bilincin henüz yeni yeni oluşmaya başladığını belirten Bayraktar’ın aktardığı bir anekdot ise üzücü:

“Gemlik zeytinlerinin yaygınlaşması için 2006 yılında teşvik verilmişti. Bu teşvikler yüzünden Mersin Mut’ta yağlık zeytin ağaçlarını gövdesi kesilip, Gemlik ağacı aşılanmış. Mut zeytini yok olmuş.”

Bayraktar, geliştirdikleri projeyle 5 ildeki yerel üreticilerin desteklendiğini anlatıyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın SANTEK projesi ile 800 bin TL’ye mal olan projenin 500 bin lirasını Nar Gourmet olarak kendilerinin verdiğini ekliyor.

Anadolu Zeytinyağları Projesi kapsamında çalışılması planlanan iller ve çeşitler ise şunlar:

Mardin-Derik Halhalı, Antakya-Sourani, Mersin-Sarı Ulak, Antalya-Tavşan Yüreği ve Manisa-Uslu.

Bu yıl zeytinin yok yılı olması nedeniyle 2014-15 sezonunda sadece Antakya, Antalya ve Manisa illerine gidilebilmiş. Elde edilen zeytinyağları ise İstanbul’da Nar Gourmet’nin kendi merkezinde şişelenmeye gönderilmiş.

Bayraktar, bu şişelerin 24 ay süre ile muhafaza edileceğini, her ay düzenli olarak kimyasal ve duyusal analizlerinin yapılacağını belirtiyor. Ayrıca bu zeytinyağlarının yurtdışındaki tadım yarışmalarına da gönderileceğini, böylece dünya çapında tanınmalarının sağlanacağını anlatıyor. Projenin de üç yıl süreceğini ekliyor.

Bayraktar, “Ulaştığımız sonuçları hem bilim dünyası, hem sektör, hem de üreticiler ve yerel yöneticiler ile paylaşacağız. Proje ile ülkemizin butik zeytinyağı üretimi yapılan zeytin çeşitlerine yöresel çeşitlerin de katılması sağlanmış olacak” diye konuşuyor.

Türkiye tarımda bir çok üründe yerli genini kaybetti. Yerli tohum bulmak artık çok zor. Zeytinde hem genlerin korunması hem de çeşitlerinin ortaya çıkarılması için çaba gösterilmesi, sevindirici bir gelişme.
Jale Özgentürk
Kaynak: Radikal